TANRI
ÖLDÜYSE HER ŞEY MUBAHTIR….
İVAN
KARAMAZOV :
Müthiş bir
söz. “Tanrı öldü” demiyor, “tanrı öldüyse” diyor. Burada bir agnostisizm var.
Emin değil. Fakat “eğer öyleyse, o zaman ahlak denen şey ortadan kalkar” demeğe
getiriyor. Güzel ama tanrının öldüğünden emin olmadığına göre her şeyin mubah
olup olmadığı da şüpheli. Tam Dostoyevski ‘ye yakışır bir söz. İvan
Karamazov belki bu sözü inançsızlığına
bir mazeret aramak için dile getiriyor, ama aslında çok temel bir tartışmayı
ortaya koyuyor. “Tanrı ölmediyse ahlak vardır” mı ?, yoksa “tanrı öldüyse bile
ahlak vardır” mı ? Karamazov’un sözleri çok kesin bir hüküm gibi görünse de,
tanrının ölüp ölmediği noktası net olmadığından ahlaka yönelik hüküm de muğlak
kalıyor. Kaldı ki, Karamazov ahlakı tanrıya bağlıyor, bu bir çelişki. Belki
yüzyılların dini etkilerinden doğmuş bir şartlanma. “Tanrı yoksa din de yoktur,
din yoksa onun getirdiği ahlak ilkeleri de yoktur”…. Öyle mi gerçekten ? Tanrı
ölürse “vicdan” yok mu olur ? Vicdanın olduğu her yerde ahlak mutlaka var
olacak değil midir ? Vicdan sadece bir
tanrı korkusu mudur, yoksa daha derinlerde, çok insani bir içgüdü müdür ? Bir
ateist ille de ahlaksız mıdır ? Eğer öyle değilse ahlakın “tanrı” dan bağımsız
olduğu söylenemez mi ? Bütün dinler az çok birbirinin aynı temel ahlak
kuralları getirmişlerdir. Ancak bu kurallar nereden çıkmıştır ? Bunlara sadece
“tanrının emirleri” demek yeterli midir, yoksa insan soyunun içinde ta başından
beri var olan “vicdan”ın tanrılar
ağzından söylenişi olarak daha bağlayıcı bir nitelik kazanması mı istenmiştir ?
Yüzyıllar içinde gelişerek, kaynaşarak
yaygınlaşan ahlak kuralları
gerçekten “kural” mıdır, yoksa insanın içinde zaten var olan vicdanın dini ifadesi midir ? Eğer öyleyse, o takdirde
İvan Karamazov’un “tanrı öldüyse her şey mubahtır” sözü yanlıştır. Ama burada “öldüyse” sözcüğü ağırlıklı bir anlam taşımaktadır. Her şey o
“eğer” e bağlanabilir. Ve bunu da şimdiye kadar bilen olmadı…Dostoyevski’nin
bir kahramanına söylettiği agnostik bir cümle bakın ne kadar derinlere giden
bir tartışma açabiliyor. Hatta daha derinlemesine de tartışılabilir. Yazarın büyüklüğü denen şey de bu herhalde….
Asuman Yücel, İst. , Ağustos 2013.
Asuman Yücel, İst. , Ağustos 2013.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder