10 Ekim 2015 Cumartesi

AŞK

AŞK :

Dünyanın en güzel, en sade, en kısa, en doğrudan aşk tarifini Anadolu'nun büyük halk ozanı  Aşık Veysel yapmıştır, tam  4 kelime :  " Seversin, kavuşamazsın, aşk olur..." Bu kadar. Önü de bu, sonu da bu...Binlerce yıldır hakkında yazılmamış şiir, destan, efsane, roman, hikaye, masal kalmamış olan, insanlığın en eski ve en ünlü konusu aşk işte budur. Aşık Veysel'in 4 kelimede şifresini çözdüğü, özetleyiverdiği , ama her kelimesinin içindeki derinliği anlamak gereken tanımı  bütün büyük şairleri bir anda gerilerde bırakıvermiştir. Koca ozan Veysel, sevginin, sevmenin herşeyin başı, ön şartı olduğunu  peşinen ortaya koyup, "sevdiğine ulaşamadığın sürece adı aşktır", diyor. Kavuştuğun, yani günümüz kelimeleriyle birlikte olduğun anda aşk olmaktan çıkmış, yüzyılların büyüsü aşk bozulmuştur.  Sevgi devam edebilir, çünkü insanın derununda sevme isteği, yönelimi vardır. Ama aşk, tümüyle kavuşma öncesi, anlık, sarsıcı, felç eden, yoldan çıkaran bir duygudur ki, insan bu tarz sürekli bir gidişata programlanmamış bir yaratık olduğundan, işlevlerini yerine getirebilmesi için bu duygudan kurtulması gerekir. O da ancak kavuşma ile olur. Sonrasında her şey yeniden yerine oturur ve insan yine temel işlevlerine döner. Ta ki, yeni bir aşka kadar....İnsandaki sevme içgüdüsü aşkı da başka ortamlarda, başka insanlarla yinelenebilen bir duygu haline getirmiştir. Ama asla aynı insanla değil...Hayatta bir kez aşık olunabileceği iddiasının arkasında mutlaka "kavuşamamışlık " vardır. Kavuşamadıysan, doğrudur, hayatın boyunca hep aynı kişiyi düşleyebilir, aşk denen duyguyu başkasıyla yaşayamayabilirsin. Çünkü o duygu içinden çıkmamıştır. Bir kez çıkınca, yani kavuşunca da aynı kişiyle tekrarı yoktur. Aşk kelimesinin içinde bir gizem, gizlilik saklıdır. Büyüsü buradadır. Aşık olduğun kişinin bir gizemi vardır, bu gizem kavuşma ile ortadan kalkar, büyü onun için bozulur. Büyü bir kere bozulunca da "kavuşamamışlık" ın yerini "tanımışlık" alır ki, tanınmış olan kişi sevilmeye devam edilebilir, ama yeniden aşık olunamaz. Veysel'in tanımı yine yüzyıllardır insanı ön plana alan ve "tanrı aşkı, tanrıya ulaşma, tanrıyla bir olma" nın yolları diye özetlenebilecek olan tasavvuf felsefesini de mükemmelen içermektedir. Fazla döndürüp dolaştırmadan, tanrı kavramının gizemi ve tanrıya kavuşmanın bu dünyada mümkün olmadığı gerçeğinden hareketle tanrı aşkının sürekli olduğunu vurgulamış ve böylece tasavvuf felsefesine de bir yorum getirmiş olmaktadır. Çok ünlü "Gel gör beni aşk neyledi" sözleriyle başlayan dörtlükleri bazılarınca dünyevi aşkla karıştırılsa da, aslında tamamen ilahi aşkla ilgilidir ve ilahi aşkın sonsuzluğuna, kederine ve büyüklüğüne vurgu yapmaktadır.

Büyük ozan Aşık Veysel'e saygılar... Asuman Yücel, İst. 2015.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder