AŞK :
Dünyanın en güzel, en
sade, en kısa, en doğrudan aşk tarifini Anadolu'nun büyük halk ozanı Aşık Veysel yapmıştır, tam 4 kelime :
" Seversin, kavuşamazsın, aşk olur..." Bu kadar. Önü de bu,
sonu da bu...Binlerce yıldır hakkında yazılmamış şiir, destan, efsane, roman,
hikaye, masal kalmamış olan, insanlığın en eski ve en ünlü konusu aşk işte
budur. Aşık Veysel'in 4 kelimede şifresini çözdüğü, özetleyiverdiği , ama her
kelimesinin içindeki derinliği anlamak gereken tanımı bütün büyük şairleri bir anda gerilerde
bırakıvermiştir. Koca ozan Veysel, sevginin, sevmenin herşeyin başı, ön şartı
olduğunu peşinen ortaya koyup,
"sevdiğine ulaşamadığın sürece adı aşktır", diyor. Kavuştuğun, yani
günümüz kelimeleriyle birlikte olduğun anda aşk olmaktan çıkmış, yüzyılların büyüsü
aşk bozulmuştur. Sevgi devam edebilir,
çünkü insanın derununda sevme isteği, yönelimi vardır. Ama aşk, tümüyle kavuşma
öncesi, anlık, sarsıcı, felç eden, yoldan çıkaran bir duygudur ki, insan bu
tarz sürekli bir gidişata programlanmamış bir yaratık olduğundan, işlevlerini
yerine getirebilmesi için bu duygudan kurtulması gerekir. O da ancak kavuşma
ile olur. Sonrasında her şey yeniden yerine oturur ve insan yine temel
işlevlerine döner. Ta ki, yeni bir aşka kadar....İnsandaki sevme içgüdüsü aşkı
da başka ortamlarda, başka insanlarla yinelenebilen bir duygu haline
getirmiştir. Ama asla aynı insanla değil...Hayatta bir kez aşık olunabileceği
iddiasının arkasında mutlaka "kavuşamamışlık " vardır.
Kavuşamadıysan, doğrudur, hayatın boyunca hep aynı kişiyi düşleyebilir, aşk
denen duyguyu başkasıyla yaşayamayabilirsin. Çünkü o duygu içinden çıkmamıştır.
Bir kez çıkınca, yani kavuşunca da aynı kişiyle tekrarı yoktur. Aşk kelimesinin
içinde bir gizem, gizlilik saklıdır. Büyüsü buradadır. Aşık olduğun kişinin bir
gizemi vardır, bu gizem kavuşma ile ortadan kalkar, büyü onun için bozulur.
Büyü bir kere bozulunca da "kavuşamamışlık" ın yerini
"tanımışlık" alır ki, tanınmış olan kişi sevilmeye devam edilebilir,
ama yeniden aşık olunamaz. Veysel'in tanımı yine yüzyıllardır insanı ön plana
alan ve "tanrı aşkı, tanrıya ulaşma, tanrıyla bir olma" nın yolları
diye özetlenebilecek olan tasavvuf felsefesini de mükemmelen içermektedir.
Fazla döndürüp dolaştırmadan, tanrı kavramının gizemi ve tanrıya kavuşmanın bu
dünyada mümkün olmadığı gerçeğinden hareketle tanrı aşkının sürekli olduğunu
vurgulamış ve böylece tasavvuf felsefesine de bir yorum getirmiş olmaktadır. Çok
ünlü "Gel gör beni aşk neyledi" sözleriyle başlayan dörtlükleri
bazılarınca dünyevi aşkla karıştırılsa da, aslında tamamen ilahi aşkla ilgilidir
ve ilahi aşkın sonsuzluğuna, kederine ve büyüklüğüne vurgu yapmaktadır.
Büyük ozan Aşık
Veysel'e saygılar... Asuman Yücel, İst. 2015.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder