HALİL CİBRAN’DAN :
Sonsuza dek yürüyeceğim bu kıyılarda, kum ve köpük arasında.
Gelgitler silecek ayak izlerimi. Ve rüzgar dağıtacak köpükleri. Ama deniz ve
kıyı kalacaklar sonsuza dek…
Ağaçlar, toprak tarafından gökyüzüne yazılmış şiirlerdir.
Biz onları boşluğumuzu kaydedebilmek için devirip kağıda dönüştürüyoruz.
Yaşam, kalbinin şarkılarını söyleyecek bir şarkıcı
bulamadığında, düşündüğü şeyi dile getirmesi için bir filozof yaratır.
Doğal olan içimizdeki sessizliktir, gevezelik sonradan
edinildi.
Hayır, boşuna yaşamadık. Şu kuleler kurumuş kemiklerimizden
yapılmadı mı ?
Çöl ortasında tek başına bile güzelliği dile getirirsen,
seni dinleyecek bir kulak bulacaksın.
Sadece güzelliği keşfetmek için yaşarız, gerisi bir tür
beklemedir.
Güzelliğin ötesinde ne din olur, ne bilim.
Her erkek iki kadın sever, biri onun hayal gücünün
yarattığıdır, öteki henüz doğmamıştır.
Kadın gelecektir, erkek geçmiş.
Sırtını güneşe çevirirsen, gölgeni görebilirsin ancak.
Başkasını ancak kendin hakkında bildiğin şeye göre
yargılayabilirsin. Şimdi söyle bana, hangimiz suçlu, hangimiz masum ?
Merhamet yarım adalettir, nefret ise güçsüzlerin silahı.
Yönetmek, sen ile ben arasında bir anlaşma yapmaktır. Ama
sen ve ben, genellikle aldatırız birbirimizi.
Karıncanın işinin başından aşkınlığını cırcır böceğinin
şarkısına yeğleyen kişinin ne kadar da dardır bakış açısı !
Gerçekten büyük insan, kimsenin efendisi olmak istemeyen,
kimseyi de efendi olarak görmeyen kişidir.
Hoşgörü, kibirden hastalanmış bir sevgidir.
Arzu yaşamın yarısıdır, kayıtsızlık da ölümün.
Sanat, doğanın sonsuzluğa doğru bir adımıdır.
Her insan, bir zamanlar yaşamış olan kralların ve kölelerin
soyundan gelir.
Yalnız bir kez büründüm sessizliğe. Birinin bana “sen kimsin
?” diye sorduğu gün.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder