11 Ekim 2015 Pazar

GEZİLERİM-15, BURSA 2012

TARİHİ BURSA GEZİSİ, 2012 :

29-30 Mayıs 2012 tarihlerinde  Bursa’ya kısa bir gezi yaptım. Amacım Bursa’nın restore edilen ve halkın ziyaretine açılan önemli tarihi eserlerini görmekti. Eski Bursa diye anılan Yıldırım, Yeşil, Osmangazi, Tophane ve Muradiye semtlerinde yoğunlaşan cami ve türbeler, hanlar, hamamlar  ile eski evler ve asırlık çınarlar son derece etkileyiciydi. Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olan Bursa’da neredeyse tüm tarihi eserlerin 1300 ve 1400 lü yıllara ait olmaları, Osmanlı Türk tarihinin bu en eski merkezinde 600 yıldan fazla bir süre önce neler yaşandığını  düşündürüyor ve hayal gücünün sınırlarını zorluyor. En önemli eserler, bence kenti tepeden gören tarihi Tophane’deki Osmangazi ve Orhangazi türbeleri. Çok sade olan bu türbelerdeki sandukalara bakarken çağları etkileyen bir İmparatorluğun nasıl kurulduğunu düşünüp hayallere dalıyor insan. Devlet kurucusu ve bir İmparatorluğa adını veren Osman Gazi’nin büyük sıfatına hürmeten biraz daha süslü olan basit türbesi insana öyle bir hüzün veriyor ki, görmeden tasavvur etmek imkansız. Neler gelmiş, neler geçmiş, neler olmuş, nasıl olmuş, bir film şeridi gibi düşünüyorsunuz. Anadolu Selçuklu Devletine vergi veren özerk bir beylik iken, çevresindeki diğer beylikleri egemenliği altına alarak Selçuklu’dan bağımsızlığını ilan eden ve yeni bir  devletin temellerini atan adam Osman Gazi. Anlatırken kolay geliyor, 700 yıl önce, sadece 400 atlı ve çadırlarıyla Söğüt’te konuşlanmış Ertuğrul Gazi oğlu Osman Gazi nasıl olmuş da bu temelleri, hem de bu kadar sağlam olarak atabilmiş? Nasıl bir devrimci ruhlu yiğitti  kimbilir…İşte orada yatıyor, devletin yaşı ile eşit yaştaki çınarların gölgesinde…Osman Gazi öldüğünde henüz  Bursa fethedilmemişti. Önce nereye gömüldüğü çok net değil. Fakat oğlu  Orhan Gazi tarafından fethedilen ve başkent yapılan Bursa’ya ilk defnedilen Osmanlı Beyi olduğu muhakkak. Ölüm tarihi 1324.  Sandukasının baş ucunda sarık yok, börk var. Hala o göçebe Oğuz’un sembolü…
Orhan Gazi türbesi çok sade. Bizans’dan  Bursa’yı ve  İznik’i  alan, Avrupa’ya geçen, Batı Trakya’yı fetheden, Bursa’yı başkent yapan, ilk Osmanlı parasını bastıran, Osmanlı’yı beylikten devletliğe terfi ettiren Bey.  Neler yapmış ama Osmanlı hala küçük bir devlet…Orhan Bey, sadeliği içinde, çok uluslu Osmanlı devletinin tarihinde oynadığı olağanüstü  önemli role yakışır bir vakarla yatıyor…Ölümü 1361. Tarihi kent merkezinde kalan Orhan camii kendisi tarafından yaptırılmış, 1330 tarihli. Çevresi kapatılmamış, son derece güzel bir doğal parka dönüştürülmüş. Özellikle yaşlı insanlar banklarda oturuyor, gelip geçen “yeni nesli” ve dondurmacıları seyrederek kimbilir, belki de kendi çocukluk ve gençliklerini hayal ediyorlar…
Sonra Çekirge’deki  Hüdavendigar camii ve türbesi… I.Murad  Edirne’yi alan hükümdar. Osmanlı tarihinde kendisine “şehit” deniyor. Sırbistan ve Kosova’yı fetheden ve savaştan sonra  Kosova’daki savaş meydanında  bir Sırp tarafından hançerlenerek şehit edilen Osmanlı sultanı. Sultan sıfatı  Osmanlı hükümdarları için ilk kez Murad-ı Hüdavendigar ile kullanılmağa başlıyor. Ondan önce sadece Bey veya Gazi.  Ölümü 1389. Türbesi oğlu  I.Bayezid  (Yıldırım Bayezid ) tarafından yaptırılıyor.
Yıldırım Bayezid’le Osmanlı şan, şöhret, ün ve ihtişam kazanmağa başlıyor. Genç, atak ve tedbirsiz Yıldırım hiç hak etmediği bir sonla, barbar bir Moğol eliyle (Timur) karşılaştığı akıbeti kabullenmediği için hayatına son vermeyi tercih ederek tarihteki hüzünlü yerini alıyor. Ölümü 1402. Benim tüm Osmanlı padişahları içinde en fazla sevdiğim ve hep farklı bir yere koyduğum Yıldırım Bayezid, Bursalıların gönlünde de asırlardan beri büyük bir yer tutmuş olmalı ki, neredeyse her yerde bir Yıldırım. Sanki kentin asıl sahibi Yıldırım’mış gibi…Yaptırdığı 2 cami ve külliyeler olağanüstü… Fetret devrinde gömüldüğü Akşehir’deki  naaşı, ancak 10 yıl sonra oğlu Çelebi Mehmet ( I. Mehmet ) tarafından Bursa’ya getirilip,  kendi adı verilen camiin bahçesinde yaptırılan türbesine defnedilebiliyor. Ama bu cesur ve yiğit adamın Bursa’daki asıl büyük eseri,  şaşkınlık ve hayranlıktan tüylerimi diken diken eden Ulucami. Yüzyılları ve devirleri aşarak hala “ben en büyüğüm” diyor.  Yıldırım’ın 1399 yılında yaptırdığı bu müthiş cami, taşıdığı çok özgün mimari hatlarıyla  İstanbul’dakileri  bile  sollayabilir bence.  Nefis iç havuz-şadırvanına hayranlıkla bakakaldım. Hat sanatının en zarif ve inanılmaz incelikteki eserleriyle bezenmiş olan bu alışılmamış büyüklükteki cami, içine her gireni büyüleyen bir yapı. Hatta içinde yerlere oturup sohbet edenler, kuran veya kitap okuyanlar, uyuyanlar , fotoğraf çekenlerle, başka camilerde bulunmayan garip bir özgürlük ortamı da var. Buna ben de uyup  bir saat kadar bu muhteşem abideyi  içime çektim ve Yıldırım’a bir kez daha hayran oldum.
Ulucami’nin arkasında, büyük bir alanı kaplayan Bursa Çarşısı’nı anmadan geçemiyeceğim. Kısmen Kapalıçarşı, kısmen üstü örtülmüş açık çarşı olan bu büyük, geleneksel alışveriş kompleksi de Osmanlı devletinin kurulduğu ilk yıllardan bugüne kadar aralıksız halka hizmet etmekte devam ediyor. Çarşıda en güzel gıda maddelerinden giyim-kuşama, çeyizliklerden mücevherata kadar geniş bir alım-satım imkanı var. Aradığınız her şeyi bu çarşıda bulabilirsiniz. Diğer bir deyişle, “yok yok !”. Bursa’da, önemli bir ticaret merkezi olması dolayısıyla, gelip giden tüccar ve alıcıların kalmaları için yaptırılmış çok sayıda han da var. Bu hanların en ünlüsü “Koza Han”. Vaktiyle Bursa’nın ünlü ipeklilerine izafeten adı “Koza Han” olarak anılagelmiş bu han, şimdilerde hatıra eşya dükkanları, turistik halıcılar ve avlusundaki büyük kafe ile ünlü. Çok güzel restore edilmiş. Avludaki ulu çınar da estetiğe estetik katıyor. Ben de bu kafede oturup çevreyi uzunca bir süre seyrettim.    
Bursa’yı  Bursa yapan diğer abidelerden en önemlisi Yeşil semtinin ünlü Yeşil Cami Külliyesi ve Yeşil Türbe, malum. Her ikisi de Yıldırım Bayezid’in oğlu  Çelebi Mehmet (I. Mehmet) tarafından yaptırılmış.  Kardeşleri  İsa, Süleyman ve  Musa  Çelebi’leri  yenerek  Osmanlı’yı yeniden bir bayrak altında toplayan ve kaldığı yerden devam ettiren Çelebi Mehmet, devleti yeniden kuran kişi olarak tarihe geçmiştir.  Ölümü 1421 dir.  Çok özgün ve estetik bir yapı olan Yeşil Türbe, fevkalade güzel İznik çinileri ve tavan süslemeleri ile ünlü. Bursa’daki ilk 6 padişah türbesinin en güzeli olan Yeşil Türbe, bir bakıma Bursa’nın sembolü olagelmiş. Fakat bence asıl sembol Ulucami olmak gerekir. Yeşil türbenin hemen yanındaki Yeşil Cami de çini süslemeleri ve geniş külliyesi ile Yeşil türbenin tamamlayıcısı gibi duruyor.
Yeşil Türbe’ye yakın mesafede Bursa manzarasının en güzel seyredilebildiği bir tepe üstünde bulunan Emirsultan ise Bursa’nın bir çeşit uhrevi ziyaretgahı. Aynı kompleks içinde bulunan Emirsultan camii ve türbesi, her zaman dertlerine çare arayanların, ruh sıkıntılarını dindirmek isteyenlerin ve yalnız insanların ziyaretgahı olmuş ve olmakta. İnsanlar orada edilen duaların kabul edileceğine inanmaktalar. Emir Sultan, Yıldırım Bayezid zamanında yaşamış, Yıldırım’ın  seferlerine katılmış, üstün meziyetlere sahip sayılan, yüksek dini eğitim almış, peygamber sülalesinden gelen bir kişi. Yıldırım Bayezid’in damadı. Camii ve türbesi eşi tarafından yaptırılmış olup 1410  yılı civarındadır. 
6. Padişah türbesi ise Muradiye semtindeki II. Murad  külliyesi ve türbeler kompleksinde. Fatih Sultan Mehmed’in babası, Varna ve 2. Kosova savaşlarının kahramanı, Edirne’yi Osmanlı Devleti’nin ikinci başkenti yapan II.Murad, vasiyeti gereği son derece sade olan türbesinin altında, sanduka yerine ortası toprak, etrafı mermerle çevrili düz bir mezarda yatmakta . Başucuna hiçbir alamet konmamış. Ölüm tarihi 1451 .  Aynı türbe altında çok sevdiği oğlu şehzade Alaaddin’in de mezarı var.  Muradiye camiinin bahçesinde birden fazla türbe bulunmakta. Türbelerde Osmanlı tarihinin bir çok ünlü isimleri de gömülü. Cem Sultan’ın, Kanuni’nin öldürttüğü oğlu şehzade Mustafa’nın ve annesi Mahidevran Hatun’un türbeleri burada. Ancak, türbelerin hepsi açık değil. Restorasyon gerekçesiyle kapalı tutulan bazı türbelerde herhangi bir restorasyon  izi görülmediği gibi, tersine, kapalı tutulmaktan dolayı  bakımsız kaldıkları  gözlenmekte. Osmanlı tarihinin bir döneminin hikayesi demek olan bu türbelerin ve içinde bulundukları olağanüstü güzel doğal bahçenin ziyaret edenleri hayran bırakacak bir bakımlılıkta olması temenni edilir.  
Bursa’da restore edilen bazı eski Bursa evleri ve konaklarının  Müze, Belediye binası, Kültür merkezi, Konferans salonu gibi amaçlarla kullanılmaları takdire değer. Bir diğer anıtsal miras ise  500-600 yıllık çınarlar. Hiçbir kentte rastlanmıyacak  kadar çok sayıdaki bu muazzam çınar ağaçları ve korunmalarına gösterilen özen, her türlü takdirin ötesinde. Modern Bursa sıradan bir şehir. Fakat tarihi Bursa eşsiz. Osmanlı Devleti’nin İstanbul’dan önceki bir diğer başkenti olan Edirne’de çok değerli tarihi eserlere karşılık  tek bir padişah türbesinin dahi bulunmaması, hatta öldürülen şehzadelerin türbelerinin bile Bursa’da olması herhalde ince düşünülerek yapılmış bir uygulama. İlk başkente karşı bir borç ödemesi mi acaba ? Sebep her neyse, bu kutsal  istirahatgahlar ve geriye kalan paha biçilmez eserler tarihi Bursa’ya çok yakışmış. Bu ağır sorumluluğu güzel taşıyor. Bursa’nın muhteşem tarihi mirasını “mutlaka gidin, görün” diyorum.


 Asuman Yücel, İst. 2012.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder