SİDE 2015 :
Gene biraz
içim sıkılınca kendimi Side'ye atıp 3 gün kaldım. Suyu, elektriği olmadığı
günlerden bildiğim ve hep sevdiğim, antik kentle içiçe yaşamasının hatırına pek
bozulmayan küçücük Side'yi kimbilir kaçıncı kez görmeye gittim. Gerçekten de,
antik kent çok var, fakat antik kentle beraber yaşayan bir kent başka yok
sanırım. 3000 yıldır hep var ve hiçbir zaman terkedilmemiş Side. İlk kurucuları
Hititlerin de ataları olan Luvi'lermiş ve de Side dili ve yazısı onlardan
alınmış. Side'de Luvice birkaç tablet bulunmuş. Fenikeliler, Mısırlılar ve
Giritli Minos'larla, daha sonra Miken'lerle deniz ticareti yapmışlar. Bergama
kralları döneminde Side önemli ve büyük bir şehir haline gelmiş. İlk şehir
duvarları o zaman yapılmış. Daha sonra İskender'in komutanları olan
Ptolemaios'ların ve Seleukos'ların eline geçmiş. Perslerin Anadoluyu ve antik
Yunan'ı yakıp yıktığı Hellenistik dönem öncesinde Side de yıkılmış, ancak Perslerin geri çekilmesinden sonra yeniden
kurulmuş. Hellenistik dönemde Yunanca kullanmaya başlamışlar. Çok uzun bir
dönem şehir devleti olarak , tarım ürünlerinin deniz ticareti ve korsanlıkla
geçindikten sonra Roma İmparatoru Augustus tarafından Roma devletine
katılmışlar. Kent surları da bu dönemde genişletilmiş ve onarılmış. Günümüze
kalan en önemli tarihi eserler M.S. 1. ve
2. yüzyıllardaki Roma hakimiyetine ait. Daha sonraları İzmir ve
Antalya'nın gelişmesi, Kıbrıs ve Suriye
limanlarının öne çıkmasıyla Side önemini kaybetmiş ve 8. yüzyılda kısa bir
süre Arapların eline geçmiş. Araplardan
sonra yine küçük bir şehir devleti
olarak varlığını sürdüren Side, 13. yüzyılda Selçuklularca işgal edilmiş.
Ancak, Selçuklu döneminde Alanya'nın, Osmanlılar döneminde ise Antalya'nın
hakimiyeti ile tamamen geri planda kalmış ve küçük bir köy olarak yaşamını sürdürmüştür. Side,
Mübadele yıllarında Giritli göçmenlerin yerleştirilmesiyle yeniden bir deniz
kenti kişiliği kazanmaya başlamıştır.Cumhuriyet döneminde tarihi değeri ancak
1947 yılında dikkati çekmiş ve kazılar başlatılarak antik kent hüviyeti ile bu
kez turistik bir değer kazanmıştır. Bununla beraber, 1990 lara kadar küçük bir
balıkçı köyü olarak kalmış, yapılaşmanın yasaklanması nedeniyle turistik
tesislere sahip olamamıştır. Side, uzun yıllar, Alanya ve Antalya'ya gidenlerin
günübirlik uğradığı geri kalmış bir köy
niteliğini sürdürmüştür. Ancak son 25 yılda, Antik yerleşimin izin verebildiği
az katlı, küçük turistik tesisler ve Side kent duvarlarının bittiği yerden
ötede büyük tesisler kurulabilmiştir. Side'ye giriş-çıkış yolları da yıllarca keçiyolu halinde kaldıktan sonra, 10 yıl kadar önce
bulvar haline getirilebilmişlerdir. Side, altyapısının tamamlanmasından sonra
beklenmedik bir çıkış yaparak Türkiye'nin en hızla turist çeken yörelerinden
biri haline gelmiştir. Bunda hiç şüphesiz Antik kentle bir arada yaşayan
bugünkü kentin kısa sürede dünyaca tanınan cazibesi büyük rol oynamıştır.
Avrupalı turistler küçücük Side'yi
unutmamış ve daima programlarına almışlardır. Dünya haritasında sadece
bir nokta olan küçük Side, belki de dünyada tek olan çok eski tarihi ve yaşam
sürekliliği ile turistleri fethetmeyi
başarabilmiştir. Türkiye genelinde son birkaç yılda Rus turistlerin
fazlasıyla artışı Side'yi de etkilemiş, ancak Rus turizminin tarihi değerlere öncelik
vermemesi Side'nin turizm felsefesiyle
çelişir duruma yönelmiştir. Ayrıca, Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Side'de
de Batı Avrupalı turistlerle Rus turistlerin kültürel uyuşmazlığı, savaş ve
işgallerin hala unutulmayan anıları, Rusların yoğun şekilde geldikleri
yörelerden Batı Avrupalı turistlerin
çekilmeleri şeklinde sonuç vermeğe başlamıştır. 2015 yazı itibariyle
Side'de izlenen durum, turizmde herhangi bir gerileme olmadığı, Rusların
boşalttığı tesislerin çok daha zengin olan Alman ve müşkülpesentliği ile
ünlü İskandinavyalı turistlerle dolduğu
yönünde. Turizm zekasına ve Girit göçmenliğinin verdiği esnek sosyal yapıya
sahip Side'liler derhal zamana ve zemine uyum sağlayarak Rusça yazıları
kaldırmış , Almanca ve Nordik dillerde reklam ve konuşmayı, konfor, temizlik, kültür
ve eğlencede kısa sürede Kuzeyli turistlerin talep ettiği standardları
tutturmayı, ayrıca sempatileriyle çok uzaklardan Side'yi seçerek gelen soğuk ülke insanlarını ısıtmayı başarmışlar. O kadar ki, günün modası icabı Viking adlı dükkan ve
barlar bile açılmış ! Turiste kendisini önemli hissettirmeyi nasıl da biliyorlar !....
3
günlük Side gezimde turizmin mali
yönünden çok insani yönü üzerinde düşünmeyi tercih ettim. Deniz kıyısında,
restoran ve barların sokak kenarına taşmış masalarında oturup; dolaşan,
gülüşen, şakalaşan, dondurma yiyen turistleri gözlemledikçe, binlerce kilometre
uzaklardan, kışın sabah olmayan ülkelerden, bir-iki hafta felekten çalmak ve
mutlu zaman geçirmek için uçaklarla bu küçük dünya köyüne gelmiş turistlerin
mutlu olma ihtiyacını daha iyi anladığımı sanıyorum. Para ikinci planda. Asıl
aradıkları, yeniden o soğuk ülkelerde yoğun bir çalışma temposuna girmeden önce
bir gıdım mutluluk. Yüzlerinde gördüğüm neşe
Side'nin barışçı havasında bunu elde edebildiklerini gösteriyordu. Hoş geldiler, güle güle
gitsinler.
ASUMAN, ANTALYA 2015.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder