11 Ekim 2015 Pazar

GEZİLERİM-18, SİDE 2015

SİDE 2015 :

Gene biraz içim sıkılınca kendimi Side'ye atıp 3 gün kaldım. Suyu, elektriği olmadığı günlerden bildiğim ve hep sevdiğim, antik kentle içiçe yaşamasının hatırına pek bozulmayan küçücük Side'yi kimbilir kaçıncı kez görmeye gittim. Gerçekten de, antik kent çok var, fakat antik kentle beraber yaşayan bir kent başka yok sanırım. 3000 yıldır hep var ve hiçbir zaman terkedilmemiş Side. İlk kurucuları Hititlerin de ataları olan Luvi'lermiş ve de Side dili ve yazısı onlardan alınmış. Side'de Luvice birkaç tablet bulunmuş. Fenikeliler, Mısırlılar ve Giritli Minos'larla, daha sonra Miken'lerle deniz ticareti yapmışlar. Bergama kralları döneminde Side önemli ve büyük bir şehir haline gelmiş. İlk şehir duvarları o zaman yapılmış. Daha sonra İskender'in komutanları olan Ptolemaios'ların ve Seleukos'ların eline geçmiş. Perslerin Anadoluyu ve antik Yunan'ı yakıp yıktığı Hellenistik dönem öncesinde  Side de yıkılmış, ancak  Perslerin geri çekilmesinden sonra yeniden kurulmuş. Hellenistik dönemde Yunanca kullanmaya başlamışlar. Çok uzun bir dönem şehir devleti olarak , tarım ürünlerinin deniz ticareti ve korsanlıkla geçindikten sonra Roma İmparatoru Augustus tarafından Roma devletine katılmışlar. Kent surları da bu dönemde genişletilmiş ve onarılmış. Günümüze kalan en önemli tarihi eserler M.S. 1. ve  2. yüzyıllardaki Roma hakimiyetine ait. Daha sonraları İzmir ve Antalya'nın gelişmesi, Kıbrıs ve  Suriye limanlarının öne çıkmasıyla Side önemini kaybetmiş ve 8. yüzyılda kısa bir süre  Arapların eline geçmiş. Araplardan sonra yine küçük  bir şehir devleti olarak varlığını sürdüren Side, 13. yüzyılda Selçuklularca işgal edilmiş. Ancak, Selçuklu döneminde Alanya'nın, Osmanlılar döneminde ise Antalya'nın hakimiyeti ile tamamen geri planda kalmış ve küçük bir  köy olarak yaşamını sürdürmüştür. Side, Mübadele yıllarında Giritli göçmenlerin yerleştirilmesiyle yeniden bir deniz kenti kişiliği kazanmaya başlamıştır.Cumhuriyet döneminde tarihi değeri ancak 1947 yılında dikkati çekmiş ve kazılar başlatılarak antik kent hüviyeti ile bu kez turistik bir değer kazanmıştır. Bununla beraber, 1990 lara kadar küçük bir balıkçı köyü  olarak kalmış,  yapılaşmanın yasaklanması nedeniyle turistik tesislere sahip olamamıştır. Side, uzun yıllar, Alanya ve Antalya'ya gidenlerin günübirlik uğradığı  geri kalmış bir köy niteliğini sürdürmüştür. Ancak son 25 yılda, Antik yerleşimin izin verebildiği az katlı, küçük turistik tesisler ve Side kent duvarlarının bittiği yerden ötede büyük tesisler kurulabilmiştir. Side'ye giriş-çıkış yolları da yıllarca keçiyolu  halinde kaldıktan sonra, 10 yıl kadar önce bulvar haline getirilebilmişlerdir. Side, altyapısının tamamlanmasından sonra beklenmedik bir çıkış yaparak Türkiye'nin en hızla turist çeken yörelerinden biri haline gelmiştir. Bunda hiç şüphesiz Antik kentle bir arada yaşayan bugünkü kentin kısa sürede dünyaca tanınan cazibesi büyük rol oynamıştır. Avrupalı turistler küçücük Side'yi  unutmamış ve daima programlarına almışlardır. Dünya haritasında sadece bir nokta olan küçük Side, belki de dünyada tek olan çok eski tarihi ve yaşam sürekliliği ile turistleri fethetmeyi  başarabilmiştir. Türkiye genelinde son birkaç yılda Rus turistlerin fazlasıyla artışı Side'yi de etkilemiş, ancak Rus turizminin tarihi değerlere öncelik vermemesi  Side'nin turizm felsefesiyle çelişir duruma yönelmiştir. Ayrıca, Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Side'de de Batı Avrupalı turistlerle Rus turistlerin kültürel uyuşmazlığı, savaş ve işgallerin hala unutulmayan anıları, Rusların yoğun şekilde geldikleri yörelerden Batı Avrupalı turistlerin  çekilmeleri şeklinde sonuç vermeğe başlamıştır. 2015 yazı itibariyle Side'de izlenen durum, turizmde herhangi bir gerileme olmadığı, Rusların boşalttığı tesislerin çok daha zengin olan Alman ve müşkülpesentliği ile ünlü  İskandinavyalı turistlerle dolduğu yönünde. Turizm zekasına ve Girit göçmenliğinin verdiği esnek sosyal yapıya sahip Side'liler derhal zamana ve zemine uyum sağlayarak Rusça yazıları kaldırmış , Almanca ve Nordik dillerde reklam ve konuşmayı, konfor, temizlik, kültür ve eğlencede kısa sürede Kuzeyli turistlerin talep ettiği standardları tutturmayı, ayrıca sempatileriyle çok uzaklardan Side'yi seçerek  gelen soğuk ülke insanlarını ısıtmayı başarmışlar.  O kadar ki,  günün modası icabı Viking adlı dükkan ve barlar bile açılmış ! Turiste kendisini önemli hissettirmeyi  nasıl da biliyorlar !....
3 günlük  Side gezimde turizmin mali yönünden çok insani yönü üzerinde düşünmeyi tercih ettim. Deniz kıyısında, restoran ve barların sokak kenarına taşmış masalarında oturup; dolaşan, gülüşen, şakalaşan, dondurma yiyen turistleri gözlemledikçe, binlerce kilometre uzaklardan, kışın sabah olmayan ülkelerden, bir-iki hafta felekten çalmak ve mutlu zaman geçirmek için uçaklarla bu küçük dünya köyüne gelmiş turistlerin mutlu olma ihtiyacını daha iyi anladığımı sanıyorum. Para ikinci planda. Asıl aradıkları, yeniden o soğuk ülkelerde yoğun bir çalışma temposuna girmeden önce bir gıdım mutluluk. Yüzlerinde gördüğüm neşe  Side'nin barışçı havasında bunu elde edebildiklerini  gösteriyordu. Hoş geldiler, güle güle gitsinler.

ASUMAN, ANTALYA 2015.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder