10 Ekim 2015 Cumartesi

NİETZSCHE HAKKINDA

 NIETZSCHE HAKKINDA :

Alman filozofu Nietzsche’ye Hitler’e ilham periliği yapmak ve ırkçılığa geçit vermek suçlamalarıyla bir hayli saldırılmıştır. Ancak ben, son yüzyılın en bilge insanlarından biri olarak gördüğüm Nietzsche’nin, eğer derinlemesine incelenirse  “üst insan” teorisinde  Batılı düşünüşün derhal  damgalayıverdiği  ırkçılığın değil, Batılıların pek aşina olmadığı  doğu kültüründen ve tasavvuf felsefesinden bizlerin daha iyi anlıyabileceği “insan-ı kamil” yani gelişmiş, faziletli, olgun insan’ı kastettiğini düşünüyorum. Kendisinden neredeyse 100 yıl sonra yaşamış ve dünyayı kana bulamış Hitler eğer Nietzsche’yi anlamamış, veya yanlış anlamış, ya da kasten işine gelecek şekilde yorumlamış ise, tabiatıyla bunda Nietzsche’nin herhangi bir sorumluluğu olamaz. Aynı şekilde Hegel de diyalektik düşünme yöntemini geliştirmesinden dolayı Batılı muhafazakarlar tarafından  Karl Marks’ın diyalektik materyalizm felsefesine yol açmakla suçlanmıştır. Oysa Hegel’in  Marksist sosyalizmle yakından uzaktan hiçbir bağlantısı olmayıp, kimin tarafından kullanılırsa kullanılsın, kendi zamanına kadar hakim felsefi düşünce yöntemi olan determinizm’in yerine, dünyayı anlamakta çok daha dinamik ve etkili olan diyalektik sistem’i geliştirmekle düşünce dünyasına en büyük katkılardan birini yapmıştır.  Eğer Karl Marks da bu yöntemi  kendi  teorilerini  geliştirmekte kullanmışsa ancak “akıllıymış” diyebiliriz !

Yine Nietzsche’ye dönersek, Nietzsche’nin bir düşünür olarak en belirgin özelliği ateist olmasıdır. Ateizm onun düşüncelerini yönlendirmiş, din, ahlak, insani zaaflar, inançlar, aile, eğitim, cinsiyet, bilim, sanat, bilgi gibi felsefenin konusu olan bütün kavramları bu temel çıkış noktasından hareketle yorumlamıştır. Dolayısıyla, “üst insan” ın  tasavvuftan tek ve önemli farkı, tamamen laik bir insan-ı kamil şeklinde tasavvur edilmesidir. Burada herhangi bir ırksal üstünlük, hele Almanlık hiç kastedilmemektedir. İnsan, genel bir insan tanımı içinde ele alınmıştır. Cinsiyeti, milliyeti, rengi, dini ,dili, ırkı yoktur. Böyle bir üst insan hayal etmiştir Nietzsche ve onu anlatmağa çalışmıştır. Bunu da “olumsuzlama” yöntemini kullanarak yapmış, insanlığı alçaltan, onursuzlaştıran, saygınlıktan uzaklaştıran şeyleri ağır ifadelerle eleştirerek  ve alaya alarak üst insan’ın nasıl olması gerektiğinden çok , nasıl olmaması gerektiğini ortaya koymuştur. Irkçı üstün insan ideolojisinin  Nietzsche’nin felsefi  üst insan teorisiyle tek bağıntısı, Nietzsche’nin insanlığın kaçınması  gerektiğini  israrla söylediği olumsuzlukların hepsine sahip bir ideoloji oluşudur. Bu yüzden Nietzsche’ye cidden büyük bir haksızlık yapılmaktadır. Galiba Nietzsche’nin kendisi de anlaşılamamaktan yılmış ki, hayatını akıl hastanelerinde noktalamış, ne yazık…

Nietzsche’nin 100 yıl sonra bile değerinden bir şey kaybetmeyen görüşlerini daha iyi anlamak için aşağıdaki seçme aforizmaları örnek olarak sunulmaktadır :
Kendin ol.
Kişi “insanı aramaya” çıkmadan önce lambayı bulmuş olmalıdır.
İnsan, aşılması gereken bir nesnedir.
İnsanlar eşit değildirler.
Tanrı öldü, yaşasın üst insan !
Hedef insanlık değil, üst insandır.
Başarının sonu yalnızlıktır.
Bir yalnız dedi ki : “insanlara gittim, ama hiçbir zaman ulaşamadım”.
En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir.
İnsan bir amaç değil, bir köprüdür.
İnsan ağaca benzer, ne kadar yükseğe çıkmak isterse o kadar derine, karanlığa, kötülüğe kök salar.
Ben insanlığı düzeltmekten çok putları devirmeğe çalışıyorum.
İnsanlar ışığın çevresinde toplanırlar, daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak için…
İnsan arzularını sever, arzuladıklarını değil.
İnsan sıkı tutmalı yüreğini, çünkü gitmesine izin verirse, aklı da gider peşinden.
İnsan kendisini büyük işlere adadığında, onun başka bir yeteneğinin bulunmadığı pek görülmez.
İnsan kendini tanrı sayabilirdi, belden aşağısı olmasaydı.
İnsan hatasını başkasına itiraf ettiğinde çoğu zaman unutur onu, ama öteki  kişi unutmaz.
İnsan ne kadar bilgisiyle şişinip dursun, sonunda elde edeceği yine sadece kendi yaşam öyküsü olacaktır.
İnsanın onur ve büyüklüğünün terazisi başkalarının değil, kendi elinde olmalıdır.
İnsan geçimini bir düşmanla savaşarak sağlıyorsa, o düşmanın ölmemesi onun çıkarınadır.
Kazanılan bir savaş, her davayı kutsallaştırır.
Kadın, kadının içinde özgürlüğe kavuşturulmalıdır.
Kadınların aptallığı kadınca olmayan bir şeydir.
Erkek kadın için bir araçtır, amaç daima çocuktur.
Aşk ve nefretin yer almadığı bir oyunda kadın daima orta dereceli bir oyuncudur.
Kadın gençken çiçekli bir mağaradır, yaşlanınca o mağaradan bir ejder çıkar.
Kadınların belleğinde çok uzun zaman bir zorba ile bir köle saklı kalmıştır, bu yüzden bir erkeği sevmeyi bilmezler.
Bazı erkekler karılarının baştan çıkarılmasına dertlenirler, bazıları ise kimsenin onları baştan çıkarmak istemediğine !
Erkek iki şey ister, tehlike ve oyun. İkisi de kadında vardır.
Cinsel arzu, aslında karşısındakinin zihni ve bedeni üzerinde mutlak hakimiyet kurma arzusundan ibarettir.
Aşk kısa süreli bir budalalıktır, evlilik ise uzun süreli bir ahmaklık…
Sevgiye ve dostluğa yetenekli olmayan, evlilikle avunur.
Köle misin, öyleyse dost olamazsın. Zorba mısın, öyleyse dostun olamaz.
Gerçek dost, öteki bendir.
Acıların değil, sevinçlerin paylaşılmasıdır dostluğu yaratan.
Bilge insan için düşmanını sevmek yetmez, dostuna da kin duyabilmelidir.
Seni seviyorsam bundan sana ne ?
Korkak kişi yalnızlık duymaz, arkasında hep bir düşman vardır.
Sevgi, insanın şeyleri en olmadıkları gibi gördüğü durumdur.
Sevilme isteği egoizmin doruğudur.
Birini sevmek barbarlıktır, çünkü diğerlerini  harcamak gerekir. Tanrı sevgisi de öyle.
Uzaktakine, davalara ve hayallere duyulan sevgi, yakındakilere ve insana duyulan sevgiden daha yücedir.
İnsanları şiddetle üzerine çeken, oyunu her zaman lehine çevirmiştir.
Birini sevmek barbarlıktır, çünkü bunu diğerlerini harcayarak yapar.
Uzaktakine sevgi daima daha yücedir yakındakine olandan, davalara ve hayallere sevgi  insana sevgiden daha üstündür.
Uzun süren büyük acılar insanı zorbalaştırır.
Aşk, insanın nesneleri olmadıkları şekilleriyle gördüğü durumdur.
İnsanları, bu sevginin içinizde yarattığı duyguları sevdiğiniz için seviyorsunuz.
Köpekler kurtlardan nasıl nefret ederse halk da özgür ruhlu kişilerden öyle nefret eder.
Filozoflar ancak egemen sınıflardan çıkar, halktan değil.
Devlet gereksiz insanlar için vardır, devletin bittiği yerde gerekli insanlar başlar.
Bilgi ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa, hiç değilse bilgi savaşçısı olun.
Adalet dediğiniz şey, “insanlar eşit değildir” der.
İntikam kendisine ”ceza” adını verir.
Ebedi gerçeklik de, mutlak doğru da yoktur.
Gerçeğin düşmanı tabular ve inançlardır.
Doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır.
Doğruluk, güçle beraber olmazsa bir işe yaramaz, batar gider.
Bana yalan söylemen değil, artık sana inanmamam asıl acı verici.
Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır.
Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir.
İnanç, insanın kendi sahteliklerinden acı  çekmemek için yarattığı bir kavramdır.
Bütün dinlere meydan okuyorum ve hristiyanlığa düşmanım.
Dinin gerekli olduğuna inanıyorsunuz, öyle mi ? Dürüst olun, yalnızca polisin gerekli olduğuna inanıyorsunuz.
İnanç, gerçeği bilmek istememek demektir.
Ancak raksedebilen bir tanrıya inanabilirim ben.
Ahlak, sürü hayvanının içgüdüsüdür.
Ahlaksal olay yoktur, yalnızca olayların ahlaksal yorumu vardır.
Ahlak, evrensel değildir.
Ahlak, törelere itaat etmekten başka bir şey olmayan bir sahtekarlıktır.
İyi nedir ?  insanda güç duygusunu ve gücün kendisini yücelten her şey.
Kötü nedir ? zayıflıktan ve zaaflardan doğan her şey.
Güzel çirkini yendiği anda üslup doğar.
Sanat gerçekten daha değerlidir.
Bu dahil, bütün genellemeler yanlıştır.
Damların üstünde yükselen kuleleri görmek için şehri terk etmek gerekir.
Fatihler şansa inanmaz.
Mutluluk hedef değildir. Tersine kudret duygusu hedeftir. Bir eşiği aştığını, güce eriştiğini hissetmek mutluluktur.
Niceleri kendi zincirlerini çözemez de, başkalarının azatçısıdır.
Nihilizm, en yüksek değerlerin kendilerini değerden düşürmesidir.
Uçurumları sevenlerin kanatları olmalı.
Gücünüzü aşacak kadar erdemli olmayın.
Zorla alabileceğin bir hakkın sana  bahşedilmesine izin verme.
Merhamet değil, yüreklilik kurtardı kazazedeleri şimdiye dek.
Buyurmayı öğrenmek, boyun eğmeyi öğrenmekten daha zordur.
Seni övdükleri sürece başkalarının yolunda gidiyorsun demektir.
Büyük borçluluklar müteşekkir kılmaz, kindar kılar.
Vicdan yarası, yaralamayı öğretir insana.
Karşıtlarımızda bağışladığımız yalnızca hatalarıdır.
Rakibini öldürmek isteyen, onu ölümsüzleştirebileceğini de düşünmeli.
Kişi çalışmayı öğrenmemişse can sıkıntısı duymaz.
Hırsı yenmek için daha büyük hırs gerekir.
Yiğitlik, en büyük korkunun ve en büyük ümidin üstüne üstüne gitmektir.
Umut en büyük kötülüktür, çünkü işkenceyi uzatır.
Amacımız, yasaklanmış olana erişmek olmalıdır.
Özgür insan, her tür boyun eğmeyi reddeden ve kendi istemini kendi belirleyen kişidir.
Gülmek, insanın rahat bir vicdanla tadabileceği muzipçe bir zevktir.
Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratmaz.



  











       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder