NIETZSCHE HAKKINDA :
Alman
filozofu Nietzsche’ye Hitler’e ilham periliği yapmak ve ırkçılığa geçit vermek
suçlamalarıyla bir hayli saldırılmıştır. Ancak ben, son yüzyılın en bilge
insanlarından biri olarak gördüğüm Nietzsche’nin, eğer derinlemesine
incelenirse “üst insan” teorisinde Batılı düşünüşün derhal damgalayıverdiği ırkçılığın değil, Batılıların pek aşina
olmadığı doğu kültüründen ve tasavvuf
felsefesinden bizlerin daha iyi anlıyabileceği “insan-ı kamil” yani gelişmiş,
faziletli, olgun insan’ı kastettiğini düşünüyorum. Kendisinden neredeyse 100
yıl sonra yaşamış ve dünyayı kana bulamış Hitler eğer Nietzsche’yi anlamamış,
veya yanlış anlamış, ya da kasten işine gelecek şekilde yorumlamış ise,
tabiatıyla bunda Nietzsche’nin herhangi bir sorumluluğu olamaz. Aynı şekilde
Hegel de diyalektik düşünme yöntemini geliştirmesinden dolayı Batılı
muhafazakarlar tarafından Karl Marks’ın
diyalektik materyalizm felsefesine yol açmakla suçlanmıştır. Oysa Hegel’in Marksist sosyalizmle yakından uzaktan hiçbir bağlantısı
olmayıp, kimin tarafından kullanılırsa kullanılsın, kendi zamanına kadar hakim
felsefi düşünce yöntemi olan determinizm’in yerine, dünyayı anlamakta çok daha
dinamik ve etkili olan diyalektik sistem’i geliştirmekle düşünce dünyasına en
büyük katkılardan birini yapmıştır. Eğer
Karl Marks da bu yöntemi kendi teorilerini geliştirmekte kullanmışsa ancak “akıllıymış”
diyebiliriz !
Yine
Nietzsche’ye dönersek, Nietzsche’nin bir düşünür olarak en belirgin özelliği
ateist olmasıdır. Ateizm onun düşüncelerini yönlendirmiş, din, ahlak, insani
zaaflar, inançlar, aile, eğitim, cinsiyet, bilim, sanat, bilgi gibi felsefenin
konusu olan bütün kavramları bu temel çıkış noktasından hareketle
yorumlamıştır. Dolayısıyla, “üst insan” ın tasavvuftan tek ve önemli farkı, tamamen laik
bir insan-ı kamil şeklinde tasavvur edilmesidir. Burada herhangi bir ırksal
üstünlük, hele Almanlık hiç kastedilmemektedir. İnsan, genel bir insan tanımı
içinde ele alınmıştır. Cinsiyeti, milliyeti, rengi, dini ,dili, ırkı yoktur.
Böyle bir üst insan hayal etmiştir Nietzsche ve onu anlatmağa çalışmıştır. Bunu
da “olumsuzlama” yöntemini kullanarak yapmış, insanlığı alçaltan,
onursuzlaştıran, saygınlıktan uzaklaştıran şeyleri ağır ifadelerle
eleştirerek ve alaya alarak üst insan’ın
nasıl olması gerektiğinden çok , nasıl olmaması gerektiğini ortaya koymuştur.
Irkçı üstün insan ideolojisinin
Nietzsche’nin felsefi üst insan
teorisiyle tek bağıntısı, Nietzsche’nin insanlığın kaçınması gerektiğini israrla söylediği olumsuzlukların hepsine
sahip bir ideoloji oluşudur. Bu yüzden Nietzsche’ye cidden büyük bir haksızlık
yapılmaktadır. Galiba Nietzsche’nin kendisi de anlaşılamamaktan yılmış ki,
hayatını akıl hastanelerinde noktalamış, ne yazık…
Nietzsche’nin
100 yıl sonra bile değerinden bir şey kaybetmeyen görüşlerini daha iyi anlamak
için aşağıdaki seçme aforizmaları örnek olarak sunulmaktadır :
Kendin ol.
Kişi “insanı
aramaya” çıkmadan önce lambayı bulmuş olmalıdır.
İnsan,
aşılması gereken bir nesnedir.
İnsanlar eşit
değildirler.
Tanrı öldü,
yaşasın üst insan !
Hedef
insanlık değil, üst insandır.
Başarının
sonu yalnızlıktır.
Bir yalnız
dedi ki : “insanlara gittim, ama hiçbir zaman ulaşamadım”.
En insani
davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir.
İnsan bir
amaç değil, bir köprüdür.
İnsan ağaca
benzer, ne kadar yükseğe çıkmak isterse o kadar derine, karanlığa, kötülüğe kök
salar.
Ben insanlığı
düzeltmekten çok putları devirmeğe çalışıyorum.
İnsanlar
ışığın çevresinde toplanırlar, daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak
için…
İnsan
arzularını sever, arzuladıklarını değil.
İnsan sıkı
tutmalı yüreğini, çünkü gitmesine izin verirse, aklı da gider peşinden.
İnsan
kendisini büyük işlere adadığında, onun başka bir yeteneğinin bulunmadığı pek
görülmez.
İnsan kendini
tanrı sayabilirdi, belden aşağısı olmasaydı.
İnsan
hatasını başkasına itiraf ettiğinde çoğu zaman unutur onu, ama öteki kişi unutmaz.
İnsan ne
kadar bilgisiyle şişinip dursun, sonunda elde edeceği yine sadece kendi yaşam
öyküsü olacaktır.
İnsanın onur
ve büyüklüğünün terazisi başkalarının değil, kendi elinde olmalıdır.
İnsan
geçimini bir düşmanla savaşarak sağlıyorsa, o düşmanın ölmemesi onun
çıkarınadır.
Kazanılan bir
savaş, her davayı kutsallaştırır.
Kadın,
kadının içinde özgürlüğe kavuşturulmalıdır.
Kadınların
aptallığı kadınca olmayan bir şeydir.
Erkek kadın
için bir araçtır, amaç daima çocuktur.
Aşk ve
nefretin yer almadığı bir oyunda kadın daima orta dereceli bir oyuncudur.
Kadın gençken
çiçekli bir mağaradır, yaşlanınca o mağaradan bir ejder çıkar.
Kadınların
belleğinde çok uzun zaman bir zorba ile bir köle saklı kalmıştır, bu yüzden bir
erkeği sevmeyi bilmezler.
Bazı erkekler
karılarının baştan çıkarılmasına dertlenirler, bazıları ise kimsenin onları
baştan çıkarmak istemediğine !
Erkek iki şey
ister, tehlike ve oyun. İkisi de kadında vardır.
Cinsel arzu,
aslında karşısındakinin zihni ve bedeni üzerinde mutlak hakimiyet kurma
arzusundan ibarettir.
Aşk kısa
süreli bir budalalıktır, evlilik ise uzun süreli bir ahmaklık…
Sevgiye ve
dostluğa yetenekli olmayan, evlilikle avunur.
Köle misin,
öyleyse dost olamazsın. Zorba mısın, öyleyse dostun olamaz.
Gerçek dost,
öteki bendir.
Acıların
değil, sevinçlerin paylaşılmasıdır dostluğu yaratan.
Bilge insan
için düşmanını sevmek yetmez, dostuna da kin duyabilmelidir.
Seni
seviyorsam bundan sana ne ?
Korkak kişi
yalnızlık duymaz, arkasında hep bir düşman vardır.
Sevgi,
insanın şeyleri en olmadıkları gibi gördüğü durumdur.
Sevilme
isteği egoizmin doruğudur.
Birini sevmek
barbarlıktır, çünkü diğerlerini harcamak
gerekir. Tanrı sevgisi de öyle.
Uzaktakine,
davalara ve hayallere duyulan sevgi, yakındakilere ve insana duyulan sevgiden
daha yücedir.
İnsanları
şiddetle üzerine çeken, oyunu her zaman lehine çevirmiştir.
Birini sevmek
barbarlıktır, çünkü bunu diğerlerini harcayarak yapar.
Uzaktakine
sevgi daima daha yücedir yakındakine olandan, davalara ve hayallere sevgi insana sevgiden daha üstündür.
Uzun süren
büyük acılar insanı zorbalaştırır.
Aşk, insanın
nesneleri olmadıkları şekilleriyle gördüğü durumdur.
İnsanları, bu
sevginin içinizde yarattığı duyguları sevdiğiniz için seviyorsunuz.
Köpekler
kurtlardan nasıl nefret ederse halk da özgür ruhlu kişilerden öyle nefret eder.
Filozoflar
ancak egemen sınıflardan çıkar, halktan değil.
Devlet
gereksiz insanlar için vardır, devletin bittiği yerde gerekli insanlar başlar.
Bilgi
ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa, hiç değilse bilgi savaşçısı olun.
Adalet
dediğiniz şey, “insanlar eşit değildir” der.
İntikam
kendisine ”ceza” adını verir.
Ebedi
gerçeklik de, mutlak doğru da yoktur.
Gerçeğin
düşmanı tabular ve inançlardır.
Doğrular ve
yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır.
Doğruluk,
güçle beraber olmazsa bir işe yaramaz, batar gider.
Bana yalan
söylemen değil, artık sana inanmamam asıl acı verici.
Ölümün son
iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır.
Beni
öldürmeyen şey, beni güçlendirir.
İnanç,
insanın kendi sahteliklerinden acı
çekmemek için yarattığı bir kavramdır.
Bütün dinlere
meydan okuyorum ve hristiyanlığa düşmanım.
Dinin gerekli
olduğuna inanıyorsunuz, öyle mi ? Dürüst olun, yalnızca polisin gerekli
olduğuna inanıyorsunuz.
İnanç,
gerçeği bilmek istememek demektir.
Ancak
raksedebilen bir tanrıya inanabilirim ben.
Ahlak, sürü
hayvanının içgüdüsüdür.
Ahlaksal olay
yoktur, yalnızca olayların ahlaksal yorumu vardır.
Ahlak,
evrensel değildir.
Ahlak,
törelere itaat etmekten başka bir şey olmayan bir sahtekarlıktır.
İyi nedir
? insanda güç duygusunu ve gücün
kendisini yücelten her şey.
Kötü nedir ?
zayıflıktan ve zaaflardan doğan her şey.
Güzel çirkini
yendiği anda üslup doğar.
Sanat
gerçekten daha değerlidir.
Bu dahil,
bütün genellemeler yanlıştır.
Damların
üstünde yükselen kuleleri görmek için şehri terk etmek gerekir.
Fatihler
şansa inanmaz.
Mutluluk
hedef değildir. Tersine kudret duygusu hedeftir. Bir eşiği aştığını, güce
eriştiğini hissetmek mutluluktur.
Niceleri
kendi zincirlerini çözemez de, başkalarının azatçısıdır.
Nihilizm, en
yüksek değerlerin kendilerini değerden düşürmesidir.
Uçurumları
sevenlerin kanatları olmalı.
Gücünüzü
aşacak kadar erdemli olmayın.
Zorla
alabileceğin bir hakkın sana
bahşedilmesine izin verme.
Merhamet
değil, yüreklilik kurtardı kazazedeleri şimdiye dek.
Buyurmayı
öğrenmek, boyun eğmeyi öğrenmekten daha zordur.
Seni
övdükleri sürece başkalarının yolunda gidiyorsun demektir.
Büyük
borçluluklar müteşekkir kılmaz, kindar kılar.
Vicdan yarası,
yaralamayı öğretir insana.
Karşıtlarımızda
bağışladığımız yalnızca hatalarıdır.
Rakibini
öldürmek isteyen, onu ölümsüzleştirebileceğini de düşünmeli.
Kişi
çalışmayı öğrenmemişse can sıkıntısı duymaz.
Hırsı yenmek
için daha büyük hırs gerekir.
Yiğitlik, en
büyük korkunun ve en büyük ümidin üstüne üstüne gitmektir.
Umut en büyük
kötülüktür, çünkü işkenceyi uzatır.
Amacımız,
yasaklanmış olana erişmek olmalıdır.
Özgür insan,
her tür boyun eğmeyi reddeden ve kendi istemini kendi belirleyen kişidir.
Gülmek,
insanın rahat bir vicdanla tadabileceği muzipçe bir zevktir.
Dünyada
hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder