10 Ekim 2015 Cumartesi

HAYVANLARI SEVİYORUM

HAYVANLARI SEVİYORUM :

Hayvanları seviyorum. Biraz titiz olduğum için sahipsiz hayvanlara dokunamam ve okşayamam. Fakat uzaktan da olsa ne kadar sevgiyle bakıyorsam artık, hepsi anlıyor ve peşime takılıyorlar. Lokantalarda ise yemeğimin yarısını bile yiyemediğim çok oldu. Zira bir kedi gelip, yere oturup o harikulade güzel bakışlarıyla gözümün içine bakmaya başladığı anda ben o yemeğe kaç para verdiğimi unutuyorum ! Böyle deyince, hayatımda hiç evcil hayvan beslemediğim zannedilmesin. Çocukluk ve gençlik yıllarımda 2 kedim vardı. Birini doğal ömrünü bitirerek, diğerini ise kaybolarak yitirdim. İkisinde de duyduğum onulmaz acı, bir daha eve hayvan almamak gibi hastalıklı bir davranışa neden oldu bende....Zira sevdiğin, alıştığın, arkadaşın olan bir canlıyı kaybetmek, kim veya ne olursa olsun, insanın kalbini dayanılmaz derecede ağrıtıyor. Bir daha aynı acıyı yaşamamak için bu nefis dostluktan vazgeçebilmek gerçekten hastalıklı olabilir !
Ailesi kalabalık biri değilim.Yakınlarım da fazla değildir. Livaneli’nin “kardeşin duymaz, eloğlu duyar” şarkısı beni hep ağlatır. Hayatımın zor anlarında aile ve akrabalarımdan çok, o güne kadar hiç tanımadığım konu-komşu, hatta yabancılardan umulmadık yardımlar gördüğümü söylesem ne derdiniz ? Lütfen inanın. Evcil hayvanlar da bu dostlara dahildir. İnsanlardan yakınlık bekler, hayvanların ise kendilerini doyurmamız karşılığında bize dostluk gösterdiklerini düşünmez miyiz çoğu zaman ? Hiç de öyle değil işte. Evcil hayvanların bizim kendilerini doyurmamıza ihtiyaçları vardır. Bu masum bir beklenti ve ihtiyaçtır. Doyurmadığımız zaman bize düşmanca mı bakarlar ? Hayır. Biraz küserler belki, ama dost kalırlar. Sadece kötü muamele edersek tırnaklarını, ya da dişlerini gösterirler ki, bu da onların ne kadar akıllı, onurlu, duygulu, samimi ve adalet duyguları gelişmiş olduklarını gösterir. Buna karşılık, yalnızca dostluk beklediğiniz anlarda bile size sırt çevirebilen ama bir çıkarı olduğunda boyun eğip yalakalık yapan kaç insan tanıyorsunuz ? Çok mu ? Doğada güce boyun eğen tek canlı insandır dersek yanlış olur mu ? Bütün hayvanlar alemi yaşamak için mücadele eder, ama asla boyun eğmez. Elinden geldiği, gücü yettiğince hep kendini savunmaya çalışır, ölür ama boyun eğmez. Hiç aksini gördünüz mü ? Tehdit karşısında boyun eğen, alçalan, onursuzlaşan tek canlı insandır. Var mı aksini iddia eden ?
Ancak, böyle demekle “bütün insanlar kötüdür” e bağlamaya da hiç niyetim yok. Yazımın başında da belirttiğim gibi, hiç umulmadık anlarda hiç umulmadık insanlardan öyle karşılıksız yardımlar, iyilikler görebilirsiniz ki, hem şaşkına dönersiniz, hem de  içiniz minnetle dolar. Ne yapalım o zaman ? Bence, biraz zor da gelse, azıcık içimizi de acıtsa, bir şey beklememeye kendimizi alıştırmalı…Olursa sevinmeli, olmazsa yıkılmamalı….Ama iyiliğe iyilikle karşılık vermeyi de katiyen ihmal etmemeli. Çünkü beklentisi olsa da, olmasa da, iyilik yapanın da içini ısıtacak, ona değerli bir şey yaptığını hatırlatacak tek şey, bir teşekkür ve mümkünse küçük bir karşılık, zarif bir cemiledir.
Biraz tuhaf kaçacak ama, aynı şeyin hayvanlar için de geçerli olduğunu söylesem? Evde kaybolan bir şeyinizi bulan köpeğinizin, oyunlarıyla sizi eğlendiren, kahkahalarla güldüren kedinizin alması gereken karşılık bir kase mama mı ? Hayır, hiç de değil. Onları sevmeniz, okşamanız, kucağınıza alıp sıcaklığınızı hissettirmenizin ne tür bir mutluluk yarattığını hiç tecrübe ettiniz mi ? Kediyse mırıldanmağa, sürtünmeğe başlar, hafiften şımarır, elinizi yalar, köpekse ya ayaklarınızın altında dolanıp yuvarlanır, salta durur, ya da kucağınıza yerleşiverir, kendisinden beklenmeyecek ince seslerle “hev” demeğe başlar ve yüzünüzü yalamağa kalkar. O sırada sizin ona yiyecek vermenizi bekliyor mudur dersiniz ? Hayır, asla, sadece teşekküre teşekkürle karşılık veriyordur.
Ne güzel, değil mi ?

ANTALYA, EYLÜL 2015.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder