MÜLKİYELİ
SINIF ARKADAŞLARIMLA 2012 YILI MAYIS AYINDA YAPTIĞIMIZ GAZİANTEP GEZİSİ :
Gaziantep’e yıllar önce, yatırımında çalıştığım Organize
Sanayi Bölgesini görmek üzere görevle iki gün için gitmiş ve tabiatıyla pek
fazla bir şey görememiştim. Ayrıca o zamanlar ünlü Antep Kalesi bile restore
edilmemişti. Antep tipik bir doğu kenti idi. Ancak Gaziantepli sanayicilerin dinamizmi,
bir şeyler yapmak için yanıp tutuşmaları beni çok etkilemişti. Her şeyin
devletten beklendiği o dönemlerde
kurdukları Avrupai fabrikalar,
yaptıkları inanılmaz güzel bahçe
düzenlemeleri , ihracat bağlantıları kurmak
için devletin hiçbir katkısı olmaksızın
çantalarını alıp ülke ülke dolaşmaları , bana “bu Gaziantep bir şey olacak”
diye düşündürmüştü. Ayrıca, Çanakkale
kadar efsaneleşmiş “Antep Müdafaası” da
Antep’lilere karşı peşin bir sempati beslememe neden oluyordu. Çok yıllar sonra yeniden bu asil kente gitme
fırsatı buldum. Tabii, öncelikle,
Gaziantep’e direkt uçakla gittiğimizi belirteyim. İlk gidişimde uçakla Adana’ya
gitmiş, oradan karayoluyla ancak 6
saatte Antep’e ulaşabilmiştik. Artık
Antep, gelişen sanayii ve güçlü ticareti sayesinde uzun zamandır
havaalanına sahip.
İlk
gittiğimiz gün, Vilayet ve Belediye’yi ziyaretten sonra ilk olarak gezdiğimiz Zeugma müzesi her türlü
övgüye değerdi. Bina, sergileme alanlarının dekorasyonu, ışıklandırma, gezme
öncesi yapılan multivizyon gösterisi , genç rehberlerin enerjisi , ayrı
ayrı kutlamak gereken kısa sürede
sağlanmış başarılar. Dünyanın her yerinde, bu arada çok yakın zamanlarda gezmiş
olduğum Roma, Pompei ve Antakya
müzelerindeki mozaiklerle karşılaştırıldığında, gerek mümkün olan en az zararla çıkarılmış
olmaları, gerekse büyüklük, çeşitlilik ve bütünlükleri itibariyle Zeugma
müzesinin eşsiz olduğu söylenebilir. Ancak yoğun bir tanıtım kampanyası şart.
Kentte
mevcut eski bina ve tarihi eserlerin restorasyonu, yeni ve özüne uygun kullanımlara başarı ile açılmış olmaları
kente son derece bakımlı ve çağdaş bir tarihi kent görünümü veriyor. Darısı
diğer kentlerimizin başına. Kentin ortasındaki bir tepenin üstüne kurulu, yapı
olarak Halep kalesiyle de benzerlik gösteren heybetli Gaziantep Kalesi çok
başarılı restore edilmiş, hendekleri bile bozulmamış. İçindeki inanılmaz
etkileyicilikteki Antep Savunması müzesi, ses ve multivizyon gösterileriyle de desteklenerek
büyük bir başarı elde etmiş. Kültür Yolu;
eski binaların, kiliselerin, manastırların restorasyonu ve bazılarının Kültür
Merkezi, Tiyatro ve Konser Salonu olarak kullanıma açılmasıyla hayat bulmuş.
Eski ve son derece güzel bir kervansaray
restore edilerek kafe, restoran ve alışveriş faaliyetlerine tahsis edilmiş. Gaziantep’in
inanılmaz mutfağının ürünlerini herhalde anlatmaya gerek yok. Orada yediğim
“kara baklava” nam tatlıyı hayatımda yemedim ve unutamadım. Sütlü ve kaymaklı
tatlıları, fıstık ezmeleri, İstanbul’da bilmediğimiz kebapları muhteşem, fakat çok kalorili idi ! El sanatları hiç tahmin etmediğim derecede
incelmişti. Gümüşleri, bakırları, yerli yapım otantik dizaynlı ve kıymetli
taşlı yüzükleri herkesi olduğu gibi beni de baştan çıkardı tabii ! Epey harcama
yaptım ! Ve son derece dikkate değer
olarak, kentin yeşilliği ve ortasında yer alan Hayri Tütüncüoğlu, Engelliler,
Harikalar ve Botanik Parklarının
büyüklüğü ve düzenlenişlerindeki özen, her türlü övgünün fevkindeydi…Hayvanat
Bahçesinin yer aldığı orman alanının büyüklüğü, sanıyorum Türkiye’nin çok az
kentinde var. İstanbul’dan gelip, Antep’te İstanbul’dan daha yeşil bir kentle
karşılaşacağım hiç aklıma gelmemişti. Takdire değer ögelerden biri de, kent
merkezinde yüksek katlı yapılara izin verilmemiş olması. Başka kentlere de
örnek olmasını diliyorum. Bu anlamda İstanbul gerçekten en vahim
durumdakilerden biri. Kentlerimizin yönetimleri İstanbul’u değil, Gaziantep’i
örnek almalılar. Tek sorun, kentin biraz dışında, kente hakim bir tepede
yapılan TOKİ konutları. Bursa’da olduğu gibi burada da görüntü kirliliği
yaratan bu çirkin yükseltilerin sayısının artmamasını diliyorum.
Hayvanat
Bahçesi anlatıldığı gibi, büyük, özenli, bakımlı, temiz. Ancak hayvanlar insanlardan
fazlasıyla uzak tutulmuş. Viyana H. B. de kalın bir camın ardından Bengal
kaplanı ile göz göze bakıştığımızı anımsayınca, güvenlik tedbirlerinin biraz
abartıldığını düşünüyorum. Ayrıca
hayvanların fazla uyuşturulduğunu
gözlemledim. New York Queens H.B. de ortalık aslan ve kaplanların öfkeli
öfkeli dolaşmaları ve kükremeleriyle çınlıyordu. Bu kadar uyuşturulmanın hayvanların sağlığı için de doğru olduğunu
sanmıyorum. Son bir nokta da, bu kadar büyük bir H.B. için hayvan popülasyonunun
az olduğu. Bu tabii zamanla olacak bir
şey, ancak çeşit artırımının gerektiği belli oluyor.
Ben kişisel
olarak, sadece bize gösterilen, gerçekten çok emek verilmiş, özenilmiş kent
yenileme alanlarının dışında, kentin nisbeten fakir mahallelerini de dolaştım.
Renovasyon semtlerinin çok yakınlarında, onlara hemen hemen bitişik durumda son
derece bakımsız varoş mahalleleleri görmekten biraz üzüntü duydum. Kent yenilemeye önem verdiği anlaşılan ve
müteşebbislerinin enerjisiyle tanınan Gaziantep’in özel sektörün de
katkılarıyla bu varoş semtlerinde de kısmen veya tamamen ( TOKİ tipi olmayan ) yenilemelere gidebileceğini
ümit ediyorum. Bence Gaziantep halkı, tarihinin en zor döneminde yarattığı büyük destanla, bu yatırımı fazlasıyla hak etmiştir.
Son olarak,
Gaziantep’in gelişen turizm endüstrisinden pay almak istediği ve faaliyetlerini
bu yöne doğru yönlendirmeğe başladığı anlaşılıyor. Doğrusu haksız da sayılmaz.
Antep’in gösterecek çok şeyi var. Son derece şık ve çağdaş oteller, havuzlar,
meydanlar, Avrupai ağaçlıklı “alle”ler ve tertemiz, güzel bir hızlı tramvay
turizm gayretlerine örnek. Tabiaten güleryüzlü olan ve insan seven Gaziantep
halkının daha da çok sayıda çağdaş işletmeler ve modern teknolojik girdilerle
takviye edilmesiyle, çok kısa sürede Türkiye turizmi içinde önemli
bir yer alabileceğini düşünüyorum.
Gaziantep gezisi en güzel gezilerimden biri
oldu. Yaşasın
Antep’liler…
Asuman Yücel, İst. 2012.
Antep’liler…
Asuman Yücel, İst. 2012.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder