11 Ekim 2015 Pazar

GEZİLERİM-7, GAZİANTEP 2012

MÜLKİYELİ SINIF ARKADAŞLARIMLA 2012 YILI MAYIS AYINDA YAPTIĞIMIZ GAZİANTEP  GEZİSİ :

Gaziantep’e  yıllar önce, yatırımında çalıştığım Organize Sanayi Bölgesini görmek üzere görevle iki gün için gitmiş ve tabiatıyla pek fazla bir şey görememiştim. Ayrıca o zamanlar ünlü Antep Kalesi bile restore edilmemişti. Antep tipik bir doğu kenti idi. Ancak Gaziantepli sanayicilerin dinamizmi, bir şeyler yapmak için yanıp tutuşmaları beni çok etkilemişti. Her şeyin devletten beklendiği  o dönemlerde kurdukları  Avrupai fabrikalar, yaptıkları inanılmaz güzel  bahçe düzenlemeleri , ihracat bağlantıları  kurmak için  devletin hiçbir katkısı olmaksızın çantalarını alıp ülke ülke dolaşmaları , bana “bu Gaziantep bir şey olacak” diye düşündürmüştü.  Ayrıca, Çanakkale kadar efsaneleşmiş “Antep Müdafaası” da  Antep’lilere karşı peşin bir sempati beslememe neden oluyordu.  Çok yıllar sonra yeniden bu asil kente gitme fırsatı buldum.  Tabii, öncelikle, Gaziantep’e direkt uçakla gittiğimizi belirteyim. İlk gidişimde uçakla Adana’ya gitmiş, oradan karayoluyla ancak  6 saatte Antep’e ulaşabilmiştik. Artık  Antep,  gelişen sanayii  ve güçlü ticareti sayesinde uzun zamandır havaalanına sahip. 
İlk gittiğimiz gün, Vilayet ve Belediye’yi ziyaretten sonra  ilk olarak gezdiğimiz Zeugma müzesi her türlü övgüye değerdi. Bina, sergileme alanlarının dekorasyonu, ışıklandırma, gezme öncesi yapılan multivizyon gösterisi , genç rehberlerin enerjisi , ayrı ayrı  kutlamak gereken kısa sürede sağlanmış başarılar. Dünyanın her yerinde, bu arada çok yakın zamanlarda gezmiş olduğum  Roma, Pompei ve Antakya müzelerindeki mozaiklerle karşılaştırıldığında, gerek mümkün olan en az zararla çıkarılmış olmaları, gerekse büyüklük, çeşitlilik ve bütünlükleri itibariyle Zeugma müzesinin eşsiz olduğu söylenebilir. Ancak yoğun bir tanıtım kampanyası şart.
Kentte mevcut eski bina ve tarihi eserlerin restorasyonu, yeni ve özüne uygun  kullanımlara başarı ile açılmış olmaları kente son derece bakımlı ve çağdaş bir tarihi kent görünümü veriyor. Darısı diğer kentlerimizin başına. Kentin ortasındaki bir tepenin üstüne kurulu, yapı olarak Halep kalesiyle de benzerlik gösteren heybetli Gaziantep Kalesi çok başarılı restore edilmiş, hendekleri bile bozulmamış. İçindeki inanılmaz etkileyicilikteki Antep Savunması müzesi, ses ve multivizyon gösterileriyle de desteklenerek büyük  bir başarı elde etmiş. Kültür Yolu; eski binaların, kiliselerin, manastırların restorasyonu ve bazılarının Kültür Merkezi, Tiyatro ve Konser Salonu olarak kullanıma açılmasıyla hayat bulmuş. Eski ve son derece güzel  bir kervansaray restore edilerek kafe, restoran ve alışveriş faaliyetlerine tahsis edilmiş. Gaziantep’in inanılmaz mutfağının ürünlerini herhalde anlatmaya gerek yok. Orada yediğim “kara baklava” nam tatlıyı hayatımda yemedim ve unutamadım. Sütlü ve kaymaklı tatlıları, fıstık ezmeleri, İstanbul’da bilmediğimiz kebapları  muhteşem, fakat çok kalorili idi !  El sanatları hiç tahmin etmediğim derecede incelmişti. Gümüşleri, bakırları, yerli yapım otantik dizaynlı ve kıymetli taşlı yüzükleri herkesi olduğu gibi beni de baştan çıkardı tabii ! Epey harcama yaptım !  Ve son derece dikkate değer olarak, kentin yeşilliği ve ortasında yer alan Hayri Tütüncüoğlu, Engelliler, Harikalar ve  Botanik Parklarının büyüklüğü ve düzenlenişlerindeki özen, her türlü övgünün fevkindeydi…Hayvanat Bahçesinin yer aldığı orman alanının büyüklüğü, sanıyorum Türkiye’nin çok az kentinde var. İstanbul’dan gelip, Antep’te İstanbul’dan daha yeşil bir kentle karşılaşacağım hiç aklıma gelmemişti. Takdire değer ögelerden biri de, kent merkezinde yüksek katlı yapılara izin verilmemiş olması. Başka kentlere de örnek olmasını diliyorum. Bu anlamda İstanbul gerçekten en vahim durumdakilerden biri. Kentlerimizin yönetimleri İstanbul’u değil, Gaziantep’i örnek almalılar. Tek sorun, kentin biraz dışında, kente hakim bir tepede yapılan TOKİ konutları. Bursa’da olduğu gibi burada da görüntü kirliliği yaratan bu çirkin yükseltilerin sayısının artmamasını diliyorum.  
Hayvanat Bahçesi anlatıldığı gibi, büyük, özenli, bakımlı, temiz. Ancak hayvanlar insanlardan fazlasıyla uzak tutulmuş.  Viyana  H. B. de kalın bir camın ardından Bengal kaplanı ile göz göze bakıştığımızı anımsayınca, güvenlik tedbirlerinin biraz abartıldığını düşünüyorum. Ayrıca  hayvanların  fazla uyuşturulduğunu  gözlemledim.  New York Queens  H.B. de ortalık aslan ve kaplanların öfkeli öfkeli dolaşmaları ve kükremeleriyle çınlıyordu. Bu kadar uyuşturulmanın  hayvanların sağlığı için de doğru olduğunu sanmıyorum. Son bir nokta da, bu kadar büyük bir H.B. için hayvan popülasyonunun  az olduğu. Bu tabii zamanla olacak bir şey, ancak çeşit artırımının gerektiği belli oluyor.
Ben kişisel olarak, sadece bize gösterilen, gerçekten çok emek verilmiş, özenilmiş kent yenileme alanlarının dışında, kentin nisbeten fakir mahallelerini de dolaştım. Renovasyon semtlerinin çok yakınlarında, onlara hemen hemen bitişik durumda son derece bakımsız varoş mahalleleleri görmekten biraz üzüntü duydum. Kent  yenilemeye önem verdiği anlaşılan ve müteşebbislerinin enerjisiyle tanınan Gaziantep’in özel sektörün de katkılarıyla bu varoş semtlerinde de kısmen veya tamamen ( TOKİ tipi olmayan ) yenilemelere gidebileceğini ümit ediyorum. Bence Gaziantep halkı, tarihinin en zor döneminde  yarattığı büyük destanla, bu yatırımı fazlasıyla hak etmiştir.
Son olarak, Gaziantep’in gelişen turizm endüstrisinden pay almak istediği ve faaliyetlerini bu yöne doğru yönlendirmeğe başladığı anlaşılıyor. Doğrusu haksız da sayılmaz. Antep’in gösterecek çok şeyi var. Son derece şık ve çağdaş oteller, havuzlar, meydanlar, Avrupai ağaçlıklı “alle”ler ve tertemiz, güzel bir hızlı tramvay turizm gayretlerine örnek. Tabiaten güleryüzlü olan ve insan seven Gaziantep halkının daha da çok sayıda çağdaş işletmeler ve modern teknolojik girdilerle takviye edilmesiyle, çok kısa sürede Türkiye turizmi içinde önemli bir yer alabileceğini düşünüyorum.


Gaziantep gezisi en güzel gezilerimden biri oldu. Yaşasın

Antep’liler…

Asuman Yücel, İst. 2012.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder